Görüş / Röportaj

Kasap Selahattin, ‘kabadaylığın kitabı’nı anlattı

, Temmuz 22nd 2010 2:53 PM
 


Diyarbakır, 22 Temmuz (AKnews) – Diyarbakır’ın en eski kabadayılarından Kasap Selahattin, sanatçı Emrah İpek’in (Küçük Emrah) gün boyunca mahallede kendilerine şarkı söylediğini anlatarak, “Emrah Saraykapı çocuğudur. Akşama kadar bize şarkı söylerdi. Kızıl, küçük bir çocuktu. Kabadayılık yıllarımda Beyoğlu’na yazıhanesine gittim, bizi sevgiyle, saygıyla karşıladı” dedi.

qesabselahedin,Diyarbakır’ın yaşayan en ünlü kabadayılarından 60 yaşındaki Kasap Selahattin’in namı, halen dilden dile dolaşıyor. Kürt İdris’ten Pişo Miheme’ye kadar bir çok eski kabadayı ile dostlukları olan Kasap Selahattin, PKK’nin ortaya çıkışıyla, kabadayılık kültürünün ortadan kaybolduğunu söyledi. Eski kabadayı ile kabadayıların giyim, kuşamı, özellikleri üzerine konuştuk.  

Kabadayılıktan önce ne yapardınız?

Öncelikle yaşımı söyleyeyim, kimliğe göre 54 yaşındayım, ama gerçek yaşım 60. Kabadayılık yaşamımdan önce kasaptım. On yıl kadar kasapta çalıştım. Genç yaşta, 25 yaşımda kabadayı oldum. Kabadayı olduktan sonra, iş hayatımdaki mesleğim, kabadayılığımın ön adı oldu. Artık herkes bana Kasap Selahattin diyordu.

Yeni nesil sadece sinema filmlerinden kabadayıları tanıyor. Bize kabadayıların özelliklerini anlatır mısınız, nedir kabadayılık?

İki çeşit kabadayılık var. Biri mağdur, haksızlığa uğramış, yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım eder, onların imdadına koşar. Yani zulüm ve zorbalığa karşı çıkar, direnir. Diğer çeşit kabadayılık ise varlığını insanların hakkını yeme, onlara haksızlık, zulüm etme üzerine şekillendirir.

Siz bu saydıklarınızdan hangisiydiniz?

Elhamdüllah ben sürekli haktan, haklılıktan yanaydım. Yardıma ihtiyacı olan insanları hep korudum. Diyarbakır’da hemen hemen herkes beni tanır. Birine zulüm yapıldığı zaman, birinin hakkı gasp edildiği zaman, buna karşı çıkardık. Böyle bir şeyi kabul etmezdik. Namımız, insanlığımızdandır.  

Nasıl kabadayı oldunuz?

Tam 35 yıl önce, Diyarbakır İstasyonu’nda, resmi bir polisin insanlara, otomobil sahiplerine hakaret ettiğine şahit oldum. Sağa sola hakaretler savuruyordu. Çok zoruma gitti, bu haksızlığa karşı çıktım, polise bir tokat attım. Kabadayılıkta Kürtçe “pirêze” dediğimiz bir durum var. İstasyonda yaşadığımız olayın o anı ve benim o anki duruşum, pirêzedir. Bu pirêzeden sonra adım çıktı, namım yayıldı, kabadayılık hayatım böylece başlamış oldu.

Kabadayılık döneminizde giydiğiniz elbiselerin özellikleri var mıydı?

Evet, vardı. Şalvar giyerdik. Üstüne gömlek, gömleğin üstüne de yelek giyerdik. Ama yeleklerimiz 40 düğmeliydi. Yeleğin üstüne ise ceket giyerdik. Ayakkabımızın topuğu ile bir omzumuzu kırar, öyle yürürdük. Selam verirken elimizi kaldırır, selam alırken sağ elimizi kalbimize götürürdük. Bütün kabadayıların özelliği böyleydi. Her birimizin elinde bir tespih vardı, tespihimiz ise diğer tespihlerden farklı olmalıydı.

qesabselahedin1Üstünüzde ne taşırdınız?

Hiçbir zaman silahsız gezmezdim. Gündüzleri tabancayı belime takar, gece ise başucuma koyardım. Tabancanın yanında, ne olur ne olmaz hesabıyla, bir de sallama taşırdım.

Böyle vurduğunuz kimseler var mı?

Haksız yere hiç kimseye karışmadım. Yaşadığımız olaylarda hiç kimse ölmedi, ama yaralanmalar oldu. Toplam 9-10 davamız (Kabadayılık dilinde olay) oldu diyebilirim.

İnsanlar halen kabadayı gözüyle mi bakıyor size?
 
Beni tanıdıkları için, saygı gösteriyorlar. Kabadayılık kalmadı artık. O eskide kaldı. PKK ortaya çıktıktan sonra, kabadayılık ve ona benzer şeyler ortadan kalktı. Böylece yeni bir dönem, yeni bir ruh, yeni bir durum gelişti. Eskiye dair ne varsa, hepsi değişti. 

Siz nasıl değiştiniz?

Ben de halkımın haklarını savunduğu istikamete girdim. Zaten bütün insanlar o istikamete doğru yol aldı.

Kendinizi kabadayı olarak mı adlandırıyorsunuz?

Hayır, o adlandırma geçmişte kaldı.

Nasıl adlandırıyorsunuz?

Kürdüm, yurtsever im, halkımı seviyorum.

O yıllarda dışınızda gelişen olaylara katılıyor muydunuz?

Bir olay yaşandığında, eğer o sorun çözülemiyorsa, bizi çağırırlardı, araya girer, olayı çözerdik. Ama sürekli haklıdan yanaydık. Biri haksızlığa uğradığında, birinin malı, mülküne el konulduğunda, araya girer, onları kurtarırdık. İki tarafı barıştırırdık.

Sizin döneminizde hangi kabadayılar vardı?


Qutoyê Elîparê, Kosa Adil, Mercimek, Pişo Miheme vardı, Arap Kemal, Karaoğlan vardı.

qesabselahedin3O dönem Kürtçe mi yoksa Türkçe mi konuşurdunuz?

Türkçe konuşurduk. Diyarbakır’da 1980 yıllarına kadar herkes Türkçe konuşuyordu. Bu yıllardan sonra artık Kürtçe’ye başladık.

Ne zaman evlendiniz?


O dönemler daha gençtim, namım duyulmuştu.

Eşiniz hiç size “kabadayılığı bırakın” demiyor muydu?

Bana sürekli “insanlar senin gibi falan yere gel buluşalım demez, sana kalleşlik yaparlar” diyordu. Namertlerin olduğunu söylemek istiyordu. Beni korumak için bazen önerilerde bulunuyordu.

Şu an ne iş yapıyorsunuz?

Özel bir sektörün tavuk çiftliğinde nöbetçilik yapıyorum.

Diyarbakır dışında tanıdığınız kabadayılar var mıydı?

Bazı arkadaşlarım vardı. İstanbul’da Kürt İdris’i tanıdım. Bir ara arkadaşlarla gittik, Kürt İdris bizi karşıladı, bize ziyafet çekti. Bir gün Emrah efendinin yanına da gittik.

Hangi Emrah?

Küçük Emrah. O dönemler yeni ünlenmişti, her yerde şarkıları söyleniyordu. Film çekiyordu. Beyoğlu’ndaki yazıhanesine gittik. Bizi karşıladı, büyük bir sevgi, saygı gösterdi. Bir gece misafiri olmamızı istedi. Emrah bizim mahallenin çocuğuydu. Saraykapı çocuğuydu. Akşama kadar mahallede şarkı söylerdi, gelir bize de söylerdi. Onu seviyorduk. Küçük, sevimli bir çocuktu. Onun Kürtleri sevmediği söylendi. Ama ben buna inanmıyorum.

qesabselahedin4Hangi dilde şarkı söylüyordu?

O dönemler zaten Kürtçe yoktu, herkes Türkçe söylüyordu. Emrah da Türkçe şarkı söylerdi. Ancak Kürtçe ve Türkçe konuşurdu. İki dili de konuşurdu.

Mahsun Kırmızıgül’ü de tanıyor muydunuz?

O da bizim mahallenin çocuğu. Evleri Keçi Burcu’na yakın bir yerdeydi. Ünlenmeden bir ay önce rahmetli  Recep’in (Recep Muhtar) kardeşinin düğününe gelerek şarkı söyledi. Bizimle ilgilenirdi, hal hatırımızı sorardı. Saygılı biriydi, bizi seviyordu.

O da Türkçe mi şarkı söylüyordu?

Mahsun Türkçe de, Kürtçe de söylüyordu. Diyarbakır’da ne kadar düğün varsa, hepsine gider, şarkı söylerdi.

Ünlü olduktan sonra onu görebildiniz mi?

Hayır, hiç görmedim. Ancak bir ara Anavatan Partisi’nin mitinglerine katılarak konser veriyordu, o günden sonra biz Diyarbakırlılar ona kırıldık.

KASAP SELAHATTİN / PORTRE

1956 yılında Diyarbakır merkezde dünyaya gelen Kasap Selahattin, 25 yaşında evlendi. Yıllarca kabadayılık yapan Kasap Selahattin, diğer kabadayılarla birlikte Mustaga Gazi’nin “Pişo Miheme” adlı kitabında, araştırma konusu oldu. Dengbêjleri dinlemekten büyük keyif alan ve haftada birkaç gün Diyarbakır’daki Dengbêjler Evi’ne uğrayan Kasap Selahattin, 7 çocuk babası.

Maşallah Dekak / AKnews

 
Send to a friend Print
 

More news from Görüş / Röportaj

 

Özgökçe: Hükümet zihinsel olarak çözüme hazır değil

Devamını oku

, Ağustos 29th 2010 10:40 AM

Van, 29 Ağustos (AKnews) – Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Demokratik açılım” çerçevesinde kadın kuruluşlarıyla geçen ay yaptığı toplantıya katılan Van Kadın...

 
 
 

MORE NEWS